9 Eylül Üniversitesi, depremi önceden bilen sistem geliştiriyor

Çanakkale Ayvacık, Midilli Adası, İzmir ve Manisa’da yaşanan deprem fırtınalarının ardından gelecekte 7.2 büyüklüğüne varan depremler üretebilen fayların kırılmasının beklendiğini kaydeden Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, üniversite-sanayi işbirliği kapsamında; yıkıcı bir depremden önce kayanın, suyun ve havanın içinde gelişen değişimleri ölçen bir sensör sistemi ile depremi önceden bildiren deprem sistemi önkesitirim istasyonu kurma çalışmalarının olduğunu söyledi..

9 Eylül Üniversitesi, depremi önceden bilen sistem geliştiriyor
9 Eylül Üniversitesi, depremi önceden bilen sistem geliştiriyor

Çanakkale Ayvacık, Midilli Adası ve Manisa’da yaşanan deprem fırtınalarının ardından gelecekte 7.2 büyüklüğüne varan depremler üretebilen fayların kırılmasının beklendiğini kaydeden Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, üniversite-sanayi işbirliği kapsamında; yıkıcı bir depremden önce kayanın, suyun ve havanın içinde gelişen değişimleri ölçen bir sensör sistemi ile depremi önceden bildiren deprem sistemi önkesitirim istasyonu kurma çalışmalarının olduğunu söyledi.


Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, son dönemlerde Ege Bölgesi’nde meydana gelen depremleri değerlendirdi. Çanakkale Ayvacık, Midilli Adası ve Manisa’da yaşanan deprem fırtınalarının aynı jeolojik mekanizmanın içinde yer alan depremler olduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Sığacık-Gümüldür’den Balıkesir’e kadar uzanan zon içerisinde 7.2 büyüklüğüne varan depremler üretebilen fayların bulunduğunu ve bu fayların gelecekte kırılmasının beklendiğini ifade etti. Sözbilir, "Deprem tahmin çalışmaları, dünyada çok uzun yıllardır yapılıyor. Mesela kaya sıkıştığında elektromanyetik alan oluşturuyor ve onlar yüzeye doğru gürültü şeklinde geliyor. Şuanda Japonya’da o gürültüyü ölçen alet üretimi gerçekleşmiş durumda. Depremi 15 gün önceden alansal olarak bildiriyor. Biz de üniversite-sanayi işbirliği kapsamında Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Jeotermal Enerji Araştırma ve Uygulama Merkezi ve Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü olarak bu konuda belli projeler üretme çalışmaları içerisindeyiz. Amacımız bütünleşik bir deprem önkestirim sistemi istasyonu kurmak. Hem kayanın, hem suyun, hem de havanın içinde gelişen değişimleri ölçen bir sensör sistemi oluşturulması planı var. Yakın bir gelecekte bunu kamuoyu ile paylaşacağız" diye konuştu.

"Birbiriyle bağlantılı depremler"
Deprem fırtınalarının Çanakkale Ayvacık depremlerinden beri devam ettiğini, o depremlerde Tuzla fayının bir segmentinin kırıldığını vurgulayan Sözbilir, "O segmentin birbirleriyle bağlantılı birden çok kolu vardı. Bu sebeple ardı ardına 4 ve 5 büyüklüklerinde depremler yaşandı. Midilli depremleri ve Manisa’da oluşan depremler de bir deprem fırtınasına neden oldu. Bu üç farklı yerde meydana gelen depremler aslında bölgesel ölçekte birbiriyle bağlantılı ve aslında aynı jeolojik mekanizmanın içinde yer alan depremler. Bu durumda belirli bir zaman sonra gerilim farkını karşılamak üzere depremlerin olmasını bekliyoruz" dedi.

"7.2 büyüklüğüne varan depremler üretebilen faylar"
Sığacık-Gümüldür tarafından Balıkesir’e kadar uzanan zon içerisinde çok sayıda fay olduğunu ve bu fayların bir kısmının 7.2 büyüklüğüne varan depremler üretebileceğini ifade eden Sözbilir, şu bilgileri paylaştı:
"Bu faylarda gerilim birikimi gerçekleşiyor. Çünkü her iki tarafında da kırılmalar gerçekleşti. Bu bölge, kırılmaların transferini gerçekleştiren bir bölge olduğu için bu fayların gelecekte çalışması gerekiyor. Midilli tarafında kırılma gerçekleştiği için Manisa’da kırılma gerçekleşmek zorunda. Çünkü arada gerilim farkı oluşuyor. Bu gerilim farkını gidermek için İzmir’deki fayların bir kısmının o deformasyona cevap vermesi gerekiyor. Kırılmanın zamanı ve büyüklüğü konusunda kesin bir şey söyleyemeyiz ancak İzmir ve Manisa çevresindeki faylar 7.2 büyüklüğüne varan deprem üretecek uzunlukta faylar içeriyor."
Diri fayların bir an önce çalışılması gerektiğini belirten Sözbilir, bilimsel ağırlığını kanıtlamış resmi kurum ve kuruluşların deprem önkestirim çalışmalarına da ağırlık vermesi gerektiğini dile getirdi.

Hangi fayların ne zaman ve ne kadar büyüklükte deprem üreteceği anlaşılacak
Yakın bir gelecekte bu fayların hangisinin kırılacağını paleosismoloji bilimi sayesinde öğrenebileceğimizi belirten Sözbilir, "Bu tür çalışmalar İzmir’de henüz yapılmıyor fakat bu konuda TUBİTAK’a bir proje sunduk. Bu projenin uygulanması durumunda İzmir çevresinde fayların hangisinin ne zaman ve ne kadar büyüklükte deprem üretebileceği konusunda önemli bilgilere ulaşılabilecek ve buna göre resmi kurum ve kuruluşlar da gerekli önlemleri alabilecek" açıklamasında bulundu.

"Deprem önkesitirm çalışmaları ciddi bir bilimsel bilgi birikimi gerektirir"
Son aylarda bazı kişi ve derneklerin, NASA ile birlikte İzmir ve çevresinde deprem önkestirim sistemi istasyonu kurma ve bazı belediyelerle işbirliği protokolü oluşturma çabası içinde olduğunu ifade eden Sözbilir, "Deprem önkesitirm çalışmaları ciddi bir bilimsel bilgi birikimi gerektirir ve bu sadece Türkiye özelindeki üniversitelerde gerçekleşebilir. Bu konularda NASA’nın yardımına ihtiyacımız yok. Zira Türkiye Cumhuriyeti Devleti üniversitelerinde depremlerle ilgili çalışmaları yapacak yeterlikte bilim insanı bulunuyor. Bu tür derneklerin halkın vergileriyle ayakta duran belediyeler tarafından desteklenmemesi gerekir" dedi.

Sen de Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
İzmirli Heidi’nin çadırda okuma azmi
İzmirli Heidi’nin çadırda okuma azmi
Yıllar önce kutlanıyordu, tekrar hayata geçirildi
Yıllar önce kutlanıyordu, tekrar hayata geçirildi